![]() |
|||||||||||||
![]() |
|||||||||||||
| 272
sayfa, 1. basım Şubat 1986 (Can), 4. basım Aralık 2000 (Everest), 5. basım Mart 2005 (Agora Kitaplığı), ISBN: 975-8829-67-X |
|||||||||||||
|
Sağcı
ve faşist partiler koalisyonu 1. Milliyetçi Cephe Hükümeti döneminde,
bir laboratuar yangınıyla ilgili olarak aranırken, 1975 yılında yurt dışına
kaçan Korkut Laçin, iki yıl sonra Uzak Doğuda bir limanda, onu Portekizli
bir gemicinin ölümünden sorumlu tutan arkadaşlarınca bıçaklanır ve ada
polisi tarafından Türkiye'ye iade edilir. Olaylar Korkut Laçin'in cezaevinde
6 yıl hapis yattıktan sonra 20 Temmuz 1983'de, hayatı boyunca koruyup
göz kulak olduğu çocukluk ve okul arkadaşı Sedat Bender'i aramak için
Çeşme'ye gelişiyle başlar ve 9 gün sonra bir hastane odasında sona erer.
Korkut Laçin'in görünürdeki amacı Sedat tarafından saklanan, kendine ait
bir bavulu almaktır. Ancak 12 Eylül darbesinden sonra yapılacak ilk seçimde
eski kimliğini reddederek sağcı bir partiden milletvekili seçilme planları
yapan Sedat başta olmak üzere, ondan boşanmayı düşünen karısı Lerzan,
Korkut Laçin'in yatılı okuldaki efsanevi ününden rahatsız olan Asım, hayran
olduğu Lerzan'ın Korkut Laçin'e aşık olmasını hazmedemeyen Cem ve Korkut'un
sorgulama sırasındaki korkusuna şahit olduğu Hasan, herkesin unutmak istediği
geçmişten gelen bu ziyaretçinin ortaya çıkışından rahatsızdırlar. Korkut
Laçin ise yıllardır beyninde kişiliği ile ilgili kuşkular büyüten sorunun
cevabı peşindedir: Yetimhanedeyken ceza aldığında kapatıldığı kuyuda,
sınıfa verdiği haksız cezayı kaldırması için baş muavine meydan okuyarak
elini kızgın sobaya bastırdığında, dar bir kuyuya baş aşağıya atladığında,
hücrede kolunu kırmaya çalışan polislere karşı koyarken gülüp gülmediğinin...
Bu nedenle yetimhane bekçisinden, yatılı okul arkadaşlarına ve işkence
edilirken onu seyretmek zorunda kalan Hasan'a kadar herkese aynı soruyu
sorar. |
|||||||||||||
|
Sürekli
bir eksiklik duygusu, zaman zaman akla gelen, uysal bir diş ağrısına benzeyen
acı: Unutmak buydu. Genişliği, vücudunun boyutlarını küçülten, başını
boşlukta uçuyormuşçasına döndüren rahatsız edici bir duygu gibi algılıyordu.
Şaşkın bir sesle güldü. Belki de alışamadığı, adımlarını, gözlerini engellemeyen
sınırsızlıktan çok genişlik düşüncesinin sürekliliğiydi. Sigarayı dudaklarına
yerleştirdi. |
|||||||||||||