|
VARLIK/EDEBİYAT
VE SANAT DERGİSİ
· 80'li yılları roman açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? MEHMET EROĞLU Son on yılda roman? Bu konuda kapsamlı ve ayrıntılı bir değerlendirme yapmak sanırım eleştirmenlere ve edebiyat tarihçilerine düşer. Önce iyi bir okur, sonra bir yazar olarak ben roman üzerinde aklıma gelen bazı düşünceleri söylemekten yanayım. "Roman şimdiki zamana değil, gelecek zamana aittir." Yazmak 1974'ten beri hayatımı ve kişiliğimi dengede tutan bir eylem biçimi. Bu nedenle romanı çok ciddiye alıyorum; çünkü yazmak benim için hayati bir öneme haiz. Hayatta dikkatle kaçındığım birkaç şeyden biri sıradanlıktır. Bu bağlamda yazmak sıradanlığın panzehiridir. Roman hepimizin bildiği gibi bazı unsurların yan yana gelmesiyle oluşur. Birincisi ve en önemlisi insandır; ya da başka bir deyişle romanda asıl olan insan ve insanlık durumlarıdır. İkincisi konudur. (Bütün başyapıtların evrensel, yazıldıktan sonra insanlığa malolmuş konularını hatırlayın). Üçüncüsü kurgudur; romanın sağlam, gereksiz eklemelerden kaçınılmış, dinamik bir yapısı olmalıdır. Dördüncüsü ise dilidir; dil bütün bu unsurların sunuş biçimidir, bu nedenle de çok önemlidir. Görüldüğü gibi roman yazmak eğer bu işi estetik bir çerçevede kotarabiliyorsanız ve romanın unsurlarını iyi dengeleyebiliyorsanız oldukça basittir. Zor olan, bu basitliğe ulaşabilmektir. Çünkü basite ancak olağanüstü bir çabayla erişilebilinir. (Bir problemin basit çözümü genellikle en zekice düşünülmüş, en artistik çözümdür.) Roman içine gereksiz, başka yerlerde kolayca bulunabilecek bilgilerin tıkıldığı bir bohça değildir. Böyle yaparsanız roman roman olmaktan çıkar ve ansiklopediye dönüşür. Roman önce
insanlık, sonra içinde yaşadığımız toplum ve ülke için yazılır. Eğer romanınızdaki
konu ve insanda saklı olup da keşfettiğiniz, altını çizdiğiniz gerçek
evrenselse siz isteseniz de, düşünmüş olsanız da olmasanız da yazdıklarınız
bütün insanlığa mal olur. Başka bir deyişle yazarken önce ulusal olmak
şarttır. Örnek; Romeo, Jülyet ve Don Kişot tipleri evrenseldir. Yani,
her insan biraz Romeo veya Jülyet, biraz da Don Kişot'tur. Romanda, (özellikle okurken) dikkat ettiğim bir ölçüt de kitabın ısısıdır. Bu size garip gelebilir ama ben okuduğum her romanın ısısını hissederim. Eğer bu ısı düşükse çoğunlukla o kitabı bitiremem, çünkü okuyamam. Romanın ısısı ne demek? Romanın ısısı içindeki insanların ne kadar insan, yada ne kadar insancık oluşuyla, bu insanların içtenliği, satırlardan damarlarınıza akan (magma halinde) atmosfer ve yazarın yaratmayı başardığı ya da başaramadığı dünya ile doğru orantılıdır. Örnek: Dostoyevski. Dostoyevski'de hiç doğa ve insan tasviri yoktur. Kişiler sadece konuşurlar ve insanlık spektrumunun bir ucundan öteki ucuna savrulurlar. İlk bakışta savruk gelen roman bir süre sonra sizi kavrar ve alev alev yanan ateşi sizi içine çeker. Sahifeler ilerledikçe o ateşte kavrulduğunuzu hissedersiniz. İşte ben bu tür romanlardan yanayım. Sırası gelmişken roman kahramanlarından söz etmeliyim. Bu gezegenin üstündeki en gerçek, en ölümsüz kişiler, roman kahramanlarıdır. Roman kahramanları zamana karşı koyabilen nadir gerçeklerdendirler. Size hangi roman kahramanı gerçeküstü gelirse gelsin. O kahraman o ölçüde gerçektir. İşte bu nedenle hemen hemen başyapıt sayılan bütün romanlar, ölümsüz kahramanlarıyla birlikte vardırlar. Örnek: Romeo, Jülyet, Don Kişot, Stavrogin, Krilof Alyoşa, Raskolnikov, Oliver Twist, Teğmen Drago (Tatar Çölü- Bkz. Varlık yayınları. Bazılarına göre Don Kişot kadar önemli bir kitap) gibi. Şimdi gelelim
dönemlere. Dönem sözcüğünün insanlar üzerinde yarattığı garip bir bakı
var. Kime sorarsanız sorun, kimse içinde yaşadığı dönemi beğenmez. Çocukluğumuz
ya da gençliğimizdeki filmler, şehirler, sigaralar (Yeni Harman) dostluklar
hatta ekmekler daha güzel değil miydi? Bence romanları on senelik bir
geçmişle değerlendirmemeli. Bir romana tanınan süre en az otuz, kırk sene
olmalı. Çünkü zaman acımasız ama o ölçüde de adil bir yargıçtır; eğer
iyi ise romanı ölümsüz kılar, ama bazılarını da tozlu raflara kaldırıverir.
Roman şimdiki zamana değil, gelecek zamana aittir. |
|||||||||||