ÖLÜM

"Şehitlik ya da kahramanlık, ölüme ve öldürmeye verilen en yüksek değer." (Issızlığın Ortası, syf: 94)

"İnsan, ölümünü ölmeye değecek bir ana bırakmalı." (Issızlığın Ortası, syf: 180)

"Dünyanın bir günlük, bir yüzyıllık, bir milyon yıllık dönüşünün yanında ne önemimiz var ki? Ölmek, öldürmek, var ya da yok olmak, kısacık bir süreye sıkıştıkça neyi değiştiriyor bu Allahın belası kürede?" (Issızlığın Ortası, syf: 210)

"Çoğu insan korkularından ölümle kurtulmayı düşünür ama denemek zordur." (Issızlığın Ortası, syf: 212)

"Kendini ölüme hazırlamış ne insanlar gördüm, son anda bütün yürekliliklerini yitiren. Her insan kendi celladını içinde taşır. Ölen çok insan gördüm, ama her seferinde korkarım. Ölüm korkunçtur." (Issızlığın Ortası, syf: 246)

"Belki ölüm soyutla somutun arasındaki sınır. Öyleyse somut bir dünyada soyut bir hayatı kovalamak, ölümü kovalamakla eş anlamlı." (Geç Kalmış Ölü, syf: 283)

"İntihar etmek zamanın tutsaklığından kurtulmak, kadere ve Tanrı'ya hükmetmek değil midir?" (Geç Kalmış Ölü, syf: 283)

"Yalnızca beyinle sürdürülen soyut bir yaşamın tek eylemi ölüm değil midir?" (Geç Kalmış Ölü, syf: 283)

"Yaşamak ölümü öğrenmekten öte, yeryüzünde bir iz bırakma çabasıdır ve çoğu kurtarıcının düşü bu dürtüden fışkırır." (Yarım Kalan Yürüyüş, syf: 271)

"Şu anda ölsem her şeyden kurtulacağım. Öyleyse ölüm… Özgürlük…" (Adını Unutan Adam, syf:132)

"Her doğum yarı yarıya ölümdür." (Yürek Sürgünü, syf: 232)

"Hiçbir süslü cümle ölümü tanımlayamaz; ölüm, ölümdür ve bir cesette somutlaşanı kadar da mide bulandıranı olamaz." (Yürek Sürgünü, syf: 297)

"Ölüm! Birden ölümünde tıpkı aşk ya da gelecek gibi bilinmeyene yönelen dramatik bir merak olduğunu kavradı." (Yürek Sürgünü, syf: 425)

"İnsan doğacağı yeri seçemez, ama öleceği yeri seçme ayrıcalığına sahiptir." (Yürek Sürgünü, syf: 481)

"Özlem ya da sevgiyle derinleştirilmese de, her ölüm kendi ölümümüzü hatırlatıyordu; bu garip duygunun kendi ölümümüze duyduğumuz saygıyı andırmasının nedeni belki de buydu." (Yüz: 1981, syf: 146)

"Ölüm adaletsizlik olarak algılanmamalıdır. Unutmayın, tüm insanları sonunda eşitleyen sadece ölümdür." (Yüz: 1981, syf: 301)

"En büyük, en saf yalnızlık, ölümdür." (Yüz: 1981, syf: 372)

"Ölümün olağanüstülüğü, tekrarlanamayışındadır." (Yüz: 1981, syf: 373)

"İnsanın yazgısı ölümdür ve sanıldığının aksine ölüm peşimizde değil, birkaç adım önümüzdedir hep… O bizi değil, biz onu izleriz.…" (Yüz: 1981, syf: 421)

"Ölümümüzle ilgili hissettiklerimiz acı değil, yok olacağımız gerçeğinin yarattığı o hüzünlü dehşet duygusu sadece…" (Zamanın Manzarası, syf: 44)

"İnsan ölümü yalnız başına sindirmelidir." (Zamanın Manzarası, syf: 187)

"Ölüm! Alınyazılarımızın tek ortak noktası." (Zamanın Manzarası, syf: 382)

"Ölüm; sanırım birileri 'yaşama isteğimizin eksikliği ya da hayatta kalmanın boşluğunu kavramak' demiş." (Zamanın Manzarası, syf: 386)

"Ölüm dediğimiz, gelecek fikrinden vazgeçebilme." (Zamanın Manzarası, syf: 432)


 

 
     
             
<<geri