Yazmak

“Yazmak beynin kendine yönelttiği hırslı dikkatinden doğan güçlü bir boşalma isteğidir.”

Yarım Kalan Yürüyüş, syf: 269

“Yazmaya kalkışmak, suç işlemenin eşiğinde, önyargılı, tedirgin adımlarla gezinmekti; yazarak herkesi yargılayacaktı. Bu da bir anlamda suç değil miydi?”

Yürek Sürgünü, syf: 9

“Her yazar bir anlamda hem katil, hem yaratıcı değil midir? Bazen Tanrı, bazen de cellat olma ayrıcalığına sahip olmaktır yazmak.”

Yürek Sürgünü, syf: 133

“Yazıyorsunuz, çünkü anormalliğinizi bir anormallik olarak yaşayabileceğiniz ve ardına gizlenebileceğiniz bir kimlik edinme peşindesiniz.”

Yürek Sürgünü, syf: 297

“Yazmak keşfetmektir. Her satır ise keşfin öncüsü.”

Yürek Sürgünü, syf: 480

“Yaratmak, obur, arsız bir doyumsuzluktur, elde edilen ve var olanla yetinmeme yetisidir.”

Yürek Sürgünü, syf: 481

“Acıyı yadsıyan, acıyı sevmeyen, acıyı yazdıklarının belkemiği yapmayan, amacı sadece eğlendirmek olan yazar olamaz.”

Yüz: 1981, syf: 377

“Birden yazarlığın aslında, kötü, sahibinin bile reddetmek istediği bir hayatı, kazanılacak ünle kanıtlanılabilir olana dönüştürme çabası olduğunu kavradım. Sanat da, bu acılı dönüşüm sürecine verilen ad olmalıydı.”

Yüz: 1981, syf: 378

“Bazı sözler, önemli ya da güzel olduklarından değil, yol açtıkları sonuçlar yüzünden unutulmaz değiller midir?”

Zamanın Manzarası, syf: 8

“Bazıları gelecek için, sonsuz hayat edinmek için yazarlar; durumumun bu ikiyüzlü, ödlekçe tavırdan oldukça farklı olduğunu burada, hemen başta, şimdi söylemeliyim. Aksine yazarken amacım, geleceği şimdiki zamanla buluşturmaya çalışmak oldu.”

Zamanın Manzarası, syf: 10

“Yazmak -tıpkı öldürmek gibi- kendimi Tanrı’ya denk hissettiğim bir alan.”

Zamanın Manzarası, syf: 11

“Yazmak için aşkın kendisine değil, acısına gerek duyarız.”

Zamanın Manzarası, syf: 11

“Roman: Acılı anılardan doğan güçlü bir boşalma; herkesin önünde yapılan bir çeşit mastürbasyon.”

Zamanın Manzarası, syf: 24

“Büyük yazarlar erkekleri ya da kadınları değil, insanı, aşkı yazarlar.”

Zamanın Manzarası, syf: 24

“Kalemim, coşkun bir ırmak gibi varoluşumun yatağını döve döve yeniden biçimlendirerek, yeni ben’i oluşturuyordu.”

Zamanın Manzarası, syf: 25

“Belki hayatımda bulamadığım ilahiliği edebiyatta arıyor, varlığımı onaylatmaya çalışıyordum; belki de kendime hayran olmak için yazıyordum. Sonradan anladım. Asıl neden buydu: Hayran edinmekten çok, kendime hayran olmak.”

Zamanın Manzarası, syf: 25

“Edebiyat, iyiliği ve kötülüğü yeni baştan oluşturmak değil midir?”

Zamanın Manzarası, syf: 42

“Sonu kötü biten her şeyin edebiyat için iyi olduğunun da farkındayım.”

Zamanın Manzarası, syf: 42

“Edebiyat ruhsal arınmamız için acı çekmenin etkin bir yolu.”

Zamanın Manzarası, syf: 42

“Yazmak: Kimsenin görmediği, görse de farkına varmadığı insan manzaralarının ressamı olmak…”

Zamanın Manzarası, syf: 48

“Yazarın ölümlüye göre üstünlüğü, hikayenin sonunu bilerek başlamasıdır; oysa ölümlü için hikayenin sonu sadece yazgısına terk edilmiştir. İşte bu nedenle, sonumu kaderin atacağı zarlara bırakmamak için yazmaya başladım. Yani yaşamak, ölmemek, yaşamla baş edebilecek bir yazgı edinmek için.”

Zamanın Manzarası, syf: 138

“Bir yazarı büyütüp derinleştiren, mayasında kendini suçlama isteği ve yeteneğinin var oluşudur… İlle de sorumlu olmak gerekmiyor, önemli olan yazarın birey olarak suçlu olması da değil; önemli olan insanlığı suçlama isteğinin varlığı ve sürekliliği.”

Zamanın Manzarası, syf: 218

“Yazmak başka hayatlara duyduğumuz meraktan, başkası olma isteğimizden doğar…”

Zamanın Manzarası, syf: 219

“Unutulmaz romanlar ve ölümsüz kahramalar her zaman inançtan çok bir fikirdir.”

Zamanın Manzarası, syf: 264

“Bir yazar, hakkındaki övgülere de, yergiler gibi aldırış etmediğinde olgunlaşmış demektir.”

“Gerçek yazar, yaşarken asla ün peşinde koşmamalı; hatta olabildiğince uzak durmalı. Çünkü ün, yazarı şimdiki zamana bağlar. Oysa yazar geleceğin, ölümsüzlüğün peşinde olmalı… Gerçek, kalıcı ün gelecekte saklıdır.”

Zamanın Manzarası, syf: 299

“Yazmak, en karmaşık, en çetrefilli duygularda bile bir açık seçikliğe ulaşma, bu mahrem duyguların gizlerini keşfetme isteğinin ortaya konulması olmalı. Her yazar eninde sonunda günahlarını bağışlatmak için yazmaz mı? Onca çileyi göze almalarının, kendilerini kuşku kazanında kaynatmalarının nedeni kendi zindanlarından kurtulma umudu olmalı.”

Zamanın Manzarası, syf: 300

“Yazmak için öldürmek şart belki de! Pek çok büyük roman, savaş ya da öldürme üstüne değil midir?”

Zamanın Manzarası, syf: 300

“İyi yazarlar kendilerini ufalayıp öğütürler, sonra da kahramanlarının hamurlarına katarlar…”

Zamanın Manzarası, syf: 301

“Yazarlar, kahramanlarını, edinmek istedikleri hayatın ya da ölümsüzlüğün peşine salan köle tüccarlarıdır. Köle edinebilenler sadece başyapıtları olan büyük yazarlardır.”

Zamanın Manzarası, syf: 301

“Başyapıtlar aslında bize yazgılarımızın, ne denli trajik olursa olsun, katlanılabilir olduğunu kanıtlarlar.”

Zamanın Manzarası, syf: 301

“Başyapıtlar, bize yazarların yaşamamız için ne denli gerekli olduğunu, kutsal hayatın okur olarak kalmaya mahkum olanlara bırakılmayacak kadar karmaşık ve önemli olduğunu hatırlatırlar.”

Zamanın Manzarası, syf: 301

“Büyük yazarların hepsi, insan konusunda küçücük bile olsa, bir buluş yapanlar, ya da bunun için çabalayanlardır.”

Zamanın Manzarası, syf: 301

“Gerçek soyluluğun ölçüsü ne kanımızın rengi, ne de erdemler; ölçüt edebiyattan başka hiçbirşey değil, sadece ve sadece edebiyat… Sizi kötülüğün zalim krallığından, iyiliğin soylu efendisi olmaya ancak edebiyat taşıyabilir. Aynı anda hem doğru, hem de yalan söyleyebilme yeteneğini, hem bir alçak, hem de bir kahraman olma fırsatını başka ne verebilir bize?”

Zamanın Manzarası, syf: 384

“Hiç edebiyat anlayışınızın, Tanrı’yı küçümserken, yerine ölümü yüceltmekten öte birşey koymadığınız, ahlaki nitelikleri tartışabilecek bir boşalma eylemi olduğunu düşündünüz mü?

Zamanın Manzarası, syf: 384

“Yazmak Tanrı’ya haddini bildirmek değil midir?”

Zamanın Manzarası, syf: 387

“Eğer birisi hakkında yazmaya başladıysanız, bu zaten onu sonsuza kadar kaybetmişsiniz demektir.”

Zamanın Manzarası, syf: 403

“Yazarak kendim hakkındaki gerçekleri biraz değiştirmek istemiş olmam da mümkün. Kim kendi gerçeğinin çıplak haline katlanabilir ki?”

Zamanın Manzarası, syf: 431